Alumbrado’dan İllüminati’ye Operatif Gizli Örgütler

Camisard Liderleri İsviçreli Fatio de Duillier

Baron Adolph von Knigge

İllumines lideri Pierre Guerin

İllüminati'nin kurucusu Adam Weishaupt

Yazı Alumbrado'dan İllüminati'ye Operatif Gizli Örgütler başlığını taşıyor. Burada geçen ''Operatif Gizli Örgütler'' kısmını kavramadan İllüminati'yi veya benzeri toplulukları ve onların amaçlarını anlayabilmek mümkün değildir. Dolayısıyla önce Operatif Gizli Örgüt ile Gizli Örgüt nedir onu görelim… 

Gizli Örgüt kavramından konumuz çerçevesinde anlaşılması gereken şudur: Kilise özellikle de Roma Katolik Kilisesi ve onun aygıtlarının baskısı nedeniyle yer altına inmiş olan ve Gizli Gelenek'i temsil eden topluluklar. Peki Gizli Gelenek nedir? Buradaki Gizli kavramı doğrudan doğruya yüzyıllar boyunca klisenin uğraşılmasını yasakladığı disiplinlerin/gizli ilimlerin (alşimizm, hermetizm, okültizm, ezoterizm) çatı kavramı olan Okültizmi işaret eder. Gizli ilimlerle uğraşanlar Kilise'den çekindikleri için Okült kelimesi yerine ''sır'' anlamına gelen Gizli (Secret) kelimesini kullanmışlardır. Buradaki Gelenek kavramının karşılığıysa ''Kabbala'''dır. Yani Gizli Gelenek kavramından, ilk çağlardan beri uğraşılan okült disiplinleri ile daha sonraki yüzyıllarda gelişen ve içinde Yahudi Kabbalizminin de dahil olduğu tüm yasaklanmış Gizli ilimler anlaşılmalıdır. 

Gizli Geleneğin temsilcisi olmayan örgütler en kısa deyişle şarlatandırlar, bu tip kuruluşlar konumuzun dışındadır. Gizli Geleneğin temsilcisi olan Okült (latince gizli demektir) örgütleriyse gerçek gizli örgütlerdir. Gizlilik (Clandestine) ve Sır (Secret) saklamak ilkesiyle faaliyet gösteren Okült örgütlerinde örgütün varolmasını sağlayan inanç ve fikir ''sırdır'', Gizlilik kavramından kasıt ise ''Sır''ın çeşitli yöntemlerle ''gizlice'' toplumlara aşılanmasıdır. 

Yer altı örgütleri ''Sır''larını toplumlara gizlice enjekte ederken çizdikleri ''üst tasarımlar/dizaynlar'' doğrultusunda iki farklı disiplin/yöntem kullanırlar: komplo ve konspirasyon (fesat). Komplo'lar spekülatif, konspirasyonlarsa (fesat) operatif'tir.

İllüminati ve benzeri yer altı örgütleri operatif (silahlı mücadele) faaliyetleri kendilerine şiar edinmişlerdir. Alumbrados'dan gelen çizgide İllüminati konspiratif ve operatif bir Gizli Örgüt idi. Geçmiş zaman eki kullandık çünkü çoğu palavracının aksine İllüminati diye bir kuruluş günümüzde mevcut değildir, İllüminati özellikle de 17. ve 18. yüzyıl da kıta Avrupasında ağırlığını hissettirmiş daha sonra varoluş nedenlerini yitirdiği için yok olmuştur.

İllüminati örgütünde ''üst tasarım'' çerçevesinde oluşturulan ve spekültaif olan sır yani örgütün varoluş nedeni ve amacı, Monarşilere karşı Cumhuriyetçilik, din adamları sınıfına karşı anti-klerikalizm ile Roma Kilisesi ve onun egemenliğine karşı anti-papizm fikri ve inancıydı. Bu fesat örgütün çizdiği dizayn'ın öngördüğü tarzda ve şekilde bu sırları operatif yani silahlı olarak uygulamaya sokarak topluma enjekte etme yönteminde kullandığı araç yani enstrumansa ''İhtilallerdi'' (revolotion)… özellikle de Avrupa'yı kasıp kavuran ve etkisi günümüzde de süren Büyük Fransız İhtilalinde bu grup ağırlığını hissettirmişti…

Bu gerekli açıklamaları yaptıktan sonra şimdi İllüminati'nin esrarengiz tarihine doğru yolculuğa çıkabiliriz…

Işık Getirenler

Kral Ferdinand ve Kraliçe İzabel (Isabella) 1490-1492 yıllarında Devlet Terörü ve vahşet uygulayarak İspanya’yı bütünleştirdiler. Bu dönemde bir çok Yahudi idam edilmemek için şeklen Katolik dinine geçmiştir. İspanya’da din değiştirerek Katolik olan bu Yahudilere Converso (Dönme) denilir. İspanyada yaşanan bu yoğun terör döneminde binlerce Yahudi; Mısır’a, Fas’a, Tunus’a ve Osmanlı’ya kaçarak canlarını kurtarmışlar ve bu Müslüman ülkelerde kendi dinlerini dinsel baskıya maruz kalmadan özgürce yaşamışlardı.

İşte Ferdinand ve İzabel’in terör dönemi daha sonra İspanya’da Katolik Kilisesi ve onun terör örgütü Engizasyonu çok kızdıran bir dini akım başladı. Bu akımın adı İspanyolca ''Aydınlanmış'' anlamına gelen ’’Alumbrado’’ idi ve günümüzde adı popüler hale gelmiş olan İllüminati’nin geçmişteki ilk örgütlenmesiydi. Alumbrado’nun Liderliğini, o dönem için şaşırtıcı olsa da Piedrahita'lı Beate  (1485-1524) adlı bir İspanyol kadın yürütüyordu.

Piedrabite, 1515 yılında İspanya’da Alumbrado’yu kurduğunda onan en yoğun maddi ve manevi desteği Eski-Yahudi / Yeni-Katolik bu Conversolar sağlamıştı. Alumbrado hareketi geçmişteki Cathare hareketiyle de tarihsel bağlar kurmuştu (Not: Cathare’ler Katolik Kilise’si tarafından Büyücülük ve Sapkınlıkla suçlanarak hunharca yok edilmişti). Alumbrado yeni bir katliama uğramamak için Katolik Klisesine bağlılığını her fırsatta yüksek sesle dile getirmişti ama gerçekte tam anlamıyla değilse bile Gnostik ve Seküler (Dünyevi) bilgilerden yola çıkmış olan Anti-Papist (Roma Kilisesine ve Papalığa karşı) bir örgüttü. Özellikle Cardoba’da, Salamanca’da ve Sevilla’da binlerce taraftar edinmişti. Bunun üzerine Roma Klisesi, ünlü engizisyoncu Torquemada'lı Thomas'ın izinden gidenlere Alumbrado’yu yok etmeleri emrini verdi. İspanyol Kiliseside hemen harekete geçti ve yeni bir işkence, sorgulama ve idam dönemi yaşandı.

İlginçtirki Engizisyon’un tüm işleyiş kurallarını koymuş ve uygulamış olan Torquemada da gerçekte dinini değiştirmiş bir yahudiydi, yani Converso idi ve en ağır darbeyi de kendisi gibi olan ve Alumbrado’nun üyesi olmakla suçlanan Conversolara vurmuştu. Yani Hitler’den 400 küsür yıl önce Torquemada vardı, denilebilir ama ne hikmettir bilinmez işin bu tarafı hiç dile getirilmez ve üstü örtülerek unutturulmaya çalışılır.

Fransız Peygamberleri

İspanyada yenilen ve ezilen Alumbrado, 1623 yılında bu kez Fransada ortaya çıktı. Fransa o yıllarda hızla Katolik dininden uzaklaşıp Deist (17. ve 18. yüzyılda başlayan ve akla ağırlık veren, dini önemsemeyen Tek-Tanrı inancı.Tanrı’nın evreni yarattığını kabul edip sonrasında hiçbir şekilde ilgili olmadığını kabul etmek) İnanç-Sistematiğine yönelmiş aydınların ve yöneticilerin dünyadaki merkezi gibiydi. Gerçekten de Gotha verilerine göre, 1600'lü yıllarda 400.000 nüfuslu olan Paris'te 50.000'den fazla Deist yaşıyordu.

Alubrado’nun Fransadaki adı ’’İllumines’’ olmuştu ve artık yeni bir Lideri vardı. Bu kişi Pierre Gueirn adlı eski bir Katolik papazıydı. Bu papazın soyadına binaen bu yeni Paganlara Gurinets denildi. Sonra Katolik Klisesi emretti ve Kraliyet bu örgütü dağıtıp liderini işkenceye aldı ve öldürdü.

Ama Alumbrado’nun kaçıp kurtulabilen üyelerinin çocukları Gurinets'in başına gelenlerden yaklaşık 90 yıl sonra, bu kez 1722 yılında daha sonra çok ünlenen ’’Camisards’’ adıyla yeniden ortaya çıktılar ve Büyük Fransız İhtilali'nde (1789) başrolü oynayarak Katolik Manastırları kapattırıp Katolik Kilisesi’nin üst düzey yöneticilerinden bazılarını öldürterek mallarını kamulaştırdılar. Fransa’ya Laisizmi getiren örgütlerin başında Camisardlar vardı. Bu örgütün üyelerinden bir çoğu aynı zamanda aktif ve oparative Masondu.

Fransız Protestanlarından (Huguenot) olan Camisard'lar, 18. yüzyılın başında Fransa Kralı XIV. Luis'in (Güneş Kral) Protestanları hedef alan ordularına karşı savaşan Cennes'li Calvinciler olarak tarihe geçmişlerdir. Katoliklere karşı yaptıkları gece baskınlarında birbirlerini tanımak için beyaz gömlekler (Languedoc dilinde, Camisa, Fransızca Chemise) giydiklerinden Fransız Kraliyet yetkilileri onlara ''Camisardlar'' ismini verdi. Fransa'nın güneyindeki Languedoc'un Cevennes bölgesinde yaşayan Camisard'ların esas lideri bir köylü çocuğu olan Jean Cavalier'di.

Camisardlar sadece Fransa’da değil İngilterede’de en entelektüel topluluğu oluşturmuşlardı. 1707 yılında İngiliz Camisard'larını İsviçreli bir bilim adamı ve ihtilalçi olan Fatio de Duillier yönetiyordu. İngilterenin en ünlü kurumu olan Royal Society’ye üye olan Fatio ve onun ’’Fransız Peygamberleri’’ adıyla tanınan Camisard'ları bir süre sonra İngiltere’deki Yerleşik Klisenin (Anglikan) ve Kraliyet’in dikkatini çektiler ve derhal işkenceye alındılar. Kraliyet Ajanları Fatio’ya ağır işkence uygulayarak bu gizli örgütün İngiliz asıllı üyelerinin adlarını öğrenmek istediler. Fatio bir süre sonra işkencelere dayanamayarak bazı açıklamalar yaptı ama en yakın dostu ve örgütün en önemli İngiliz Onursal (Honorable) üyesi olan kişinin adını vermedi. Fatio’nun adını gizleyerek hayatını ve kariyerini kurtardığı bu ünlü kişi daha sonra fizik ve matematikte yaptığı inanılmaz keşiflerle günümüz dünyasında da adı saygıyla anılan Sir Isaac Newton idi. Eğer Fatio işkencelerde onun adını vermiş olsaydı bugün yerçekimi kuramı ve ünlü elma masalı beklide bilinmiyor olacaktı.

’’Cumhuriyetçilik’’ fikrini savunan Camisradlar, Franszı İhtilalinden sonra büyük hayaller peşinde koşmaya başladılar. Avrupa’daki tüm Saltanatların, başta da Rusya ve Osmanlı Hanedanları’nın lağvedilemeleri gerektiğine inanıyorlardı ve bu yönde çalışmalar başlattılar. Öte yandan Kurumsal Sosyalizm ile Komünizm’i entelektüel bir uğraş olarak tüm Avrupa’nın ve Orta Doğu’nun gündemine aldıranlar da onlardı. Camisard hareketi gerçekte çok etkili bir aydın tepkiciliği idi. 20. yüzyılda adları bilinen tüm ihtilalcilerin şu ya da bu şekilde Camisard gizli örgütüyle bir bağlantısı olmuştur. Örneğin, Yahudi asıllı iki ihtilalci komünist, Rosa Lüksemburg ve Karl Liebknecht öldürülmelerinden sonra dostlarının arasında son Camisardlar olarak anılmışlardı.

Aydınlanmışlar: İllüminati

Camisard'ların Almanya kolu ise Illuminati (Aydınlatıcı) adıyla kurulmuştur. Almanya’nın Bavyera Eyaletindeki ingolstadt Universitesi'nde Kilise Hukuku profesörü olan Johann Adam Weishaupt, 1 Mayıs 1776’da gizlilik ilkeleri esas alınarak İllüminati örgütünü kurdu.

İllüminati'ye tam üye olunabilmesi için üç aşamadan geçiliyordu. Öncelikle ’’Çıraklık’’, sonra ’’Minerval’’ denilen öğrencilik safhası, sonra da ’’Minerval Illuminatıs’’ denilen üyelik safhası başlıyordu. İlluminati, gizliliğe aşırı önem veren bir örgüttü. Üyeleri ve toplantı yerlerini klâsik adlardan oluşan kodlarla belirlemişlerdi; örneğin, Adam Weisthaupt'un kod adı Spartakus, Baron Von Knigge'ninki Philo idi, Eleusis şifresi örgütün merkezi olan Ingolstadt'ı, Mısır ise Avusturya Krallığı'nı belirtmekteydi. Tarihler de bir tür şifreleme ile belirleniyordu.

Weishaupt, İllüminati'ye ilk itici gücü verebilmek için masonluğun yardımına ihtiyaç duydu ve gençliğinde bir Cizvit olmasına rağmen, 1777 yılında Münihte'ki ''Theodor zum guten Rath'' adlı Mason locasında İnisiye edildi.

1780 yılında İllüminati'nin liderliğine Alman Mason Üstadı Baron Adolph von Knigge’nin geçmesiyle Illuminati hem devlet içinde hemde toplum hayatında oldukça güç kazandı.

Eski bir Cizvit olan Weishaupt, Pisagor’un sisteminden yola çıkarak, özellikle de Katolik dinini esasta eleştiren bir öğreti hazırlamıştı. Bunu açıkça ve yasal yollardan aktarabilmesi mümkün değildi, çünkü Weishaupt’un görüşlerine göre idealize ettiği yeni dünya düzeninde başta Kralların, sonra Kiliselerin ve en sonda da Özel Mülkiyetin ortadan kaldırılması öngörülüyordu.

Weishaupt, teorisini hayata geçirmek konusunda hiç vakit kaybetmedi. Örgütün kuruluşundan hemen sonra Bavyera’da çeşitli resmi kuruluşlara saldırılar başlattı ve son saldırısını da Gotha’da gerçekleştirdi. Illuminati, Fransız Devrimi’ne etkin biçimde katıldı ve bu devrim hareketinin öncüleriyle sıkı bağlar kurdu. 1830 yılında Weishaupt'un ölümü üzerine İllüminati, yarım yüzyıl boyunca silahlı eylemlerden doğrudan doğruya sorumlu olmadı, daha çok kendi kuramını geliştirdi ve seçkinler arasında yaygınlaştırıcı çalışmalar yaptı. Yazının başında da belirttiğim gibi Cumhuriyetçi, anti-monarşist ve Anti-Klerikalist bir örgüt olan İllüminati günümüzde devam etmemektedir, ama onun yerleştirmiş olduğu zihniyet hala canlılığını korumaktadır.

Gizli Örgütler ve Yıkıcı Akımlar adlı ünlü kitabın yazarı olan Nesta Webster'e göre, 18. yüzyılda ortaya çıkan İllüminati ilk gizli siyasal kimlikli Alman örgütüydü. Weishaupt, Doğu’nun gizli örgütlenme modelini çok iyi öğrenmiş biriydi ve Illuminati’yi oluştururken Şii kökenli Hassan Sabbah'ın Alamut Kalesi'nde kurduğu ve tarihte Haşhaşin veya Assasin diye bilinen gizli örgütün öncüleri olan Abdullah ibni Meymun’un Karmetileri’ni örnek almıştı. İlluminatiyle Avrupa’da ilk siyasal cinayetler, darbeler, ihtilaller başlamıştı. Illuminati siyasal cinayetler işleyerek, ülkesinde (Almanya) iktidarı ele geçirmek istemiş ve bunun için de vahşi, cahil ve gözükara serserileri kullanmıştı.

Kaynaklar ve Notlar

Henry Wilson Coil, Coil's Masonic Encyclopedia

Aytunç Altındal, Bir Türk Casusunun Mektupları

Aytunç Altındal, Türkiye ve Ortodokslar

Nesta Webster, Secret Societies and Subversive Movements

Aytunç Altındal, Gül ve Haç Kardeşliği

Aytunç Altındal, Bilinmeyen Hitler

Bir yanıt var

  1. Brian scott Temmuz 21, 2017

Yorum yaz