Dearborn’un Ford’ları

ford

Henry Ford (1863-1947) Tımes Dergisi'nin Kapağında

ford

Henry Ford'un Torunu Henry Ford II 

ford

Henry Ford'un diğer torunu William Clay Ford Sr. (1925-2014)

ford

 William Clay Ford Sr.'ın oğlu olan William Clay (Bill) Ford Jr. 1999 yılından beri Ford Motor Company'nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmektedir.

Dearborn’un Ford’ları

Bu yazımda Türkiye’de de hemen herkesin bildiği Ford Motor Şirketi’nin en büyük hissedarı ve denetimcisi olan Ford ailesini anlatacağım. ABD’deki en büyük sermaye çevrelerinden biri olan Ford ailesinin kurucusu ünlü Henry Ford’dur.

Amerika Birleşik Devletleri’nin ve dünyanın ikinci en büyük Otomotiv şirketi olan Ford Motor Company’nin kurucusu olan Henry Ford bir yerde halk kahramanıdır. Kendisi daima bir zamanlar fakir olupta, küçük bir kasaba da bisiklet tamirciliğinden zenginliğe yükselen adam olarak tanıtılmaktadır. Ford, anlatılanlara bakılırsa, kentlilere sadece zengin olmayı değil aynı zamanda piyasaya ucuz otomobiller çıkararak herkesin bundan yararlanmasını da öğretmiştir. Ford hakkında söylenen bu sözlerin hepsi gerçektir. Ancak Dr. Steward’ın söylediğine göre Henry Ford akıl almayacak kadar cahil, dar-görüşlü, sempatik olamayan ve yaratıcılık yoksunu bir adamdı. Ünlü ekonomist Ferdinand Lundberg’e göreyse onun kazandığı göz alıcı başarı kendisini durmadan daha yukarılara, tekelci sermayenin olanca kendi kafasal yapısallığı içinde bulunduğu dünya itmiştir.

Otomobil sanayinin kralı sayılan Henry Ford’un tek oğlu Edsel Ford ise babasından çok daha cana yakın, çok daha akıllı ve çok daha bilgili bir genç adamdı. Fakat hayatı boyunca hep ikinci planda kalmıştı. Ne yazık ki, bu genç adam 1943 yılında henüz 49 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.

Henry Ford’un en büyük torunu Henry Ford II, Yale Üniversitesi mezunu bir sosyologdur ve 1940’larda deniz subayı olarak görevli bulunduğu ordudan ayrılarak, olanca tecrübesizliğine ve 25 yaşına rağmen şirketin başına geçrilmiş ve büyük başarı göstermiştir. Onun kardeşi Benson ve William daha sonra ağabeylerinin izinde yürüyerek Ford Motor Company’nin başına geçmişler ve onlar da epey başarılı olmuşlardır. Bu gençlerin annesi, hem oğlu Henry Ford II’ye destek olması hem de aile içindeki yapıcı tutumu nedeniyle dikkati çekebilecek bir kadındır. Edsel Ford’un karısı Eleanor Lowthian Clay, kocasının ve kayınpederinin ölümünden sonra şirkette tek söz sahibi olan oğlunun, Henry Ford I’in tutucu kafalı yöneticilerini bir bir saf dışı etmesinde en güçlü desteği olmuştur.

Henry Ford öldüğü zaman, kamuya yapılan açıklamada servetinin 500-700 milyon dolar arasında olduğu belirtilmişti. Ford aynı zamanda şirketin parasal değer olarak %58’ini elinde bulundurmaktaydı. Ford Motor Company’nin, torunlar tarafından bugünkü gelişmiş durumuna getirilmemiş olan hali ise piyasa değeri bakımından 1 Milyar dolar kadardı. Henry Ford’un öldüğü yıl olan 1947’de kuruluş, dünyada otomobil sanayinin önderi olmasına rağmen bir hayli gerilemiş durumdaydı. Bunun nedenini Ford’un tutucu yöneticiler kadrosuna bağlamak yanlış olmaz. Son on beş yılda Ford Motor ve iştiraki Chrysler sürekli olarak kardan zarar etmekteydiler ve birbiri ardısıra kurulan otomobil fabrikaları karşısında gerilemekteydiler.

Baba Ford ile oğlu Edsel’in ölümleri şirketin bu düşüş dönemlerine rastlamıştır. Kaldı ki Baba ve onun toprak-ağası zihniyetli yöneticileri, genç Edsel’in uyarılarını hiçbir zaman dikkate almamışlar ve şirketi kendi bildiklerince yönetmeye bakmışlardır. Bu iki Ford’un ölümü, aynı zamanda, vergi düzeninde bir takım değişikliklerin yapılmak istenmesi sıralarına da denk gelmiştir. New Deal tarafından hazırlanan yeni vergi kanununlarına göre, Ford’lar yaklaşık olarak %91 intikal vergisine uğramak üzereydiler ve daha o yıllarda elde bulunan servetin yarısının eş’e intikalinde vergi muafiyetine uğrayacağını belirten kanun yürürlükte değildi. Bu kanun yürürlükte olsaydı Ford’lar servetlerinin yarsını karılarının üzerine (vergiden muaf olarak) geçirebilirler ve karıları da kocalarının avukatları aracılığıyla bu servetleri ellerindeki vakıflarda işletebilirlerdi.

Ford servetine konulan vergiyi hafifletmenin yollarından biri de, vakıflar kurmak ve eldeki serveti bu vakıflara devretmekti. Bu nedenle Edsel Ford tarafından 1936 yılında kurulmuş olan Ford Vakfı’na (Foundation) yatırım yapıldı. Oysa, Henry Ford’un halk yararına herhangi bir harcamaya asla gönüllü olmadığı bilindiği gibi, kendisi de her fırsatta bu tür yatırımlardan hiç hoşlanmadığını açıkca söylerdi.

Edsel Ford ölürken servetinin tümüne yakın bir bölümünü Ford Foundation’a bırakmış, böylece büyük vergi kaybından servetini kurtarmıştı. Babası’da, anlaşılan servetinden kesilecek paraların Washington’lulara ve New Dela’cilere gideceğini düşünerek aynı yolu seçmiştir. Bu yolla yapılan yatırımlar nedeniyle Ford Foundation, Ford Motor Company’nin yaklaşık olarak %90 stok değerlerini eline geçirmiş oluyordu.

Vakıf’ın hesaplarına göre, vergi nedeniyle verilen bu (Ford’un parası) servetin değeri 416.000.000 dolar olarak gözüküyordu, fakat Vakıf’ın eline geçmiş olan Ford Motor Company hisseleri hesaba katıldığında vakıf’ın servetinin gerçekte 2.500.000.000 dolar olduğu görülecekti. Ülkede daha hiçbir vakıf, bu kadar çok parayı bir arada görebilmiş değildi.

İçinde bulundukları güç durumda, ne kurtarırsak kardır, diye durmaksızın para kaçıran Ford’lar, herhangi bir başka vergi kesintisinden kendilerini kurtarabilmek için vakıf’a devrettikleri stoklar’ın oy gücü olmayacağı şartını koymuşlardı. Bu devir işleminde Ford’lar oy gücü %100 olan %10’luk bir bölümü ailenin elinde bırakmayı da ihmal etmemişlerdir.

Baba Ford’un ölümünden sonra açılan vasiyetnamede, şimdi vakıf’ın yöneticisi durumundaki, ailenin bu göreve onun tarafından atanmış olduğu da görülmüştür. Gerçi Ford ailesi vakıfın gelirlerinden kar edinememektedir, fakat Ford’lar kendi hesaplarına göre çok daha önemli bir hizmeti yerine getirmektedirler. Şöyle ki, Ford Vakfı, Ford Motor Company’nin yararına çalıştırılmakta ve çeşitli biçimlerde Ford Motor Company’ye destek olmaktadır. Bu da altın yumurtlayan tavuktan başka bir şey değildir.

Henry Ford’un sağlığında Ford Vakfı, sadece Ford Motor’un hizmetlerini halk yararına görüntüsü içinde yerine getiren ve bu amaçla da sadece Detroit ve yakın çevresi içinde birtakım yatırımlar yapan bir kuruluştu. Vakıf’ın ülke çapında ilk açılımları ancak Henry Ford’un ölümünden sonra, 1950’de başlayabilmişti. 1950 yılında Ford Vakfı, benzeri hiçbir vakıf tarafından gerçekleştirilememiş bir biçimde burslar ve fonlar dağıtmaya başlamıştır. 1954 yılında Vakfın dağıttığı para tam 68 milyon dolardı ve bu tutar ülkedeki ikinci büyük vakıf olan Rockefeller’lerden dört, üçüncü büyük Carniege Corporation’dan on kat fazlaydı.Bu dağıtım aynı zamanda ABD’de 1948 yılına değin yapılmış tüm vakıf dağıtımlarının yıllık toplamlarına, 1954 yılının toplam vakıf dağıtımlarının çeyreğine eşittir. Birçoklarının öne sürdükleri gibi günümüzün Ford Vakfı eğer ülkeye yararlı bir kuruluşsa bunun nedeni New Deal’in vergi kanunlarıdır.

Vakıflar’ı küçümsüyorum sanılmasın, fakat bu kurumların vergi indirimlerini hazırlayan kuruluşlar oldukları da gerçektir. Bu gerçek çeşitli kaynaklarca dile getirilmiştir. Ford Vakfı yapısallığı içerisindeki vakıflar (aileler adına kurulan vakıflar) insancıl yararları bir kenara bırakılırsa, gelir ve gayrimenkullere konulan vergilerin indirimlerini hazırlayabilecek önemli birer araçtırlar.

Standart Doctrine amaçlarına göre yönetilen vakıflar ve bunların kurucuları, iletişim araçlarında ’’fakir babası kurumlar’’ ve ’’Hayırsever’’ (philanthropist) insanlar olarak geçmektedir. Standart Doctrine göre vakıfların tutumu, kanunlara göre kendine en yararlı biçimde çalışarak zararları en düşük düzeyde tutabilmek, vergi ödemelerinde en düşük rakamları oluşturarak servetin aleyhine işleyebilecek en küçük zararı bile ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle adları hayırsever’e çıkmış birtakım adamlara, düşük vergi ödeme şampiyonları gözüyle de bakılabilir. Bunlar tarafından dağıtılan armağan-paralara ve hibe’lere basın açısından değil de vergilendirme açısından bakılırsa, vakıflara Devlet düzeni tarafından sağlanmış olan bu hakların gerçekte vakıfların iyi kalplilikleriyle ne denli ilişki olabileceği anlaşılır. Fakat halk arasında yaygın olan inanca göre, vakıflar hiçbir kar ve amaç gütmeden para dağıtan kurumlardır.

Kendilerine Standart Doctrine’i ilke seçmiş insanların, kendi insanlarını ne denli korumakta oldukları ve onların yararına çalışmaktan zevk aldıkları kuşkulu bir inançtır. Çünkü daha geniş anlamıyla Standart Doctrine, ödenebilecek en düşük ücreti vererek olabilecek en yüksek emeği, kirayı ve fiatı istemek ve ileride kendi çıkarına bir kazanç getirmeyecekse hiçbir yardıma yanaşmamaktır. Varlıklı kesim, bu ilkeye her ne şekilde olursa olsun bağlı kalacak düzeni bilmektedir.

Bu sözlerim, kendilerini iletişim araçlarının ninnilerine kaptırmaktan öte hiçbir şey yapamamış olan bazı insanlara garip gelebilir. Ama herhangi bir toplum düzeninde insanları birbirleriyle çekişmelere sokup bunun sonuçlarıyla düşen arslan payını kendilerine ayırıp köşe başlarını daima elde tutabilmek Standart Doctrine’in uygulayıcıları’nın yani Para Babaları’nın en iyi bildikleri yöntemdir.

Ford ailesi dönersek, Henry Ford 1947 yılında öldüğü zaman, toplam servet değeri 500-700 milyon dolar kadar tahmin edilen bir adamdı. Bu servetin vergi kesintisine uğrayabilecek miktarı ise 70 milyon dolardı. Buna konulan federal vergi 21.108.160.91 dolardı. Ford’un vergi kesimine uğrayacak olan bu 70 milyonluk serveti 31.451.909.36 dolardan ve Ford Motor stoklarından devirleri yapılmayarak elde kalmış olanlardan oluşmaktaydı.

Edsel Ford, değeri 200 milyon dolar olarak tahmin edilen servetine karşılık 12 milyon dolar vergi ödemişti. Yani servetin, salt %6’sını vergiye kaptırmıştı. Fakat 1935 yılında kendi çocukları adına tröstler kurmuştu. Elinde bulunan Ford stoklarına ek olarak Manufacturers National Bank of Detroit’in de büyük sayıda hissesine sahipti. Edsel bunları dul kalan eşine bırakmıştır. Henry Ford’un vasiyetnamesi açıldığında, kendisinin Ford Motor Company’deki hisselerin %55’ine, oğlu Edsel Ford’un %41’ine ve annesinin de %3’üne sahip bulundukları anlaşılmıştır. Baba-Oğul Ford’ların intikal vergisi olarak ödedikleri tutar 30 milyon dolardan biraz fazladır. Baba Ford, sağlığında hiç dinlemediği oğlu’nun davrandığı gibi yaparak her yıl çocukları ve torunları adına stok yatırımları yapsaydı o da daha az bir vergi ödeyebilirdi. Ne var ki, Baba Ford, ya oğlunun yaptığını yapmamış olmak ya da eli sıkı olduğu için bu yola başvurmamıştır.

Fakat bu iki ford akıl edipte ellerinde bulunan serveti Ford Vakfı’na gömmemiş olsalardı, %91 vergi ödemek zorund kalacaklardı. Bu da Ford ailesinin elinde Ford yatırımları’nın sadece %9’unu bırakacaktı ki, Ford’ların bu kuruluşlarda tek söz sahibi olmaları oldukça zorlaşacaktı. Bunun yerine Ford ailesinin ellerinde Ford Motor Company’deki tüm stok’un %10’u (alıcı gücü/oy gücü olarak gerçekte %40’ olan stoklar) ve menkul-gayrimenkul tüm malları bünyesinde toplamış olan Ford Vakfı’nın %100’lük denetimi bulunmaktadır. Ford ailesi’nin Ford Motor Company’deki bu hissedarlık yüzdeleri bugün içinde geçerlidir ve aileyi Ford Motor Company’nin en büyük ve güçlü hissedarı yapmaktadır.

Kaynaklar:

Dwight McDonald, The Ford Foundation; The Man and The Millions.

New York Tımes 29 Ekim 1948

New York Tımes 18 Nisan 1947

Estate Planning, Federal Estate and Gift Tax Reporter, Commerce Clearing House, Inc. N. Y. 

Ferdinand Lundberg, America’s 60 families

Ferdinand Lundberg The Rich and The Super-Rich

 

 

 

 

 

 

Yorum yaz