Siyonist Irkçılık Yahudiler’e de Karşıdır

Yahudi-alehtarı (anti-semitist) olan Britanya Başbakanı Lloyd George'un portresi

Britanya Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour

Siyonistler yazılarında durmadan ''Diaspora Yahudileri'nin insanlık uygarlığının kenarında yaşayan ve temel amaçlarının diğerlerinin yarattığı değerleri, bu değerlere hiçbir katkıda bulunmadan sömürmek olan bir grup hastalıklı insan'' olduğunu tekrarlarlar. Böylece Siyonistler, Diaspora Yahudileri'nin bulundukları yerlerden kovulmalarını ve Filistin'de kurulan ulusal anavatana zorla yerleştirilmeleri gerektiğini öne sürerler. 

Bu konu Siyonist hareketin oluşumundan bu yana, Siyonist yazılarda tekrar tekrar öne sürülen bir tema olmuştur. Örneğin 1977 yılında Israel ordusunda Hahambaşı mevkiindeyken Haham Mordukhol, Diaspora'nın ''sonsuza dek bir lanet''ten başka birşey olmadığını söylemiş ve Diaspora'nın Babil ve Endülüs'teki Altın Çağlarını dahi bunun dışında bırakmamıştır. Eski İsrail Başbakanı David Ben Gurion'a göre ise ''İsrail'e gelen Diaspora Yahudileri sürgünde ezilip dağılmış insan kalıntılarını temsil etmekteydi.''

Otuz yıl önce, Siyonizm'in şiddetli savunucusu Rus Jacop Klatizkin, Diaspora'nın zayıflığın, yozlaşmanın ve ebedi kısırlığın sembolü olduğu görüşündeydi.

Yahudilerin genellikle ticaret ve serbest meslekler gibi işlerle uğraşması Diaspora'nın anormalliğinin sonucuydu. Siyonistlere göre, hiçbiri işçi veya çiftçi değildi ve bu anormallik Yahudilere umutsuzluk ve sefaletten başka birşey getirmemişti.

Siyonistler Diaspora Yahudilerine karşı yürüttükleri kampanyalarda anti-semit (Yahudi-karşıtlığı) yazıları kullanmaktan hiç çekinmediler. Theodor Herlz, bir keresinde Yahudi dinini kabul edişinin hiçbir şekilde o dine olan inancından kaynaklanmadığını açıklamıştı. Tersine, bu ilgiyi, anti-semitizm yaratmıştı. Bu, onun kendini, bir Yahudi olarak görüş tarzının 19. yüzyıl Avrupası'ndaki anti-semit deneyimden kaynaklandığını gösterir. Herlz'in Yahudi dinini benimsemesi, tarih boyunca Yahudi dininin ya da Yahudi azınlıkların tarihinin yakından ve dikkatlice incelenmesinin sonucu değildi.

Ünlü Siyonizm savunucularının eserlerini okuyan herhangi bir kişi kısa zamanda Siyonistlerin anti-semitizmi ortadan kaldırılması gereken toplumsal bir hastalıktan çok.insan doğasının bütünleyici bir parçası olarak gördüğünü farkedecektir. Anti-Semitizm, insan doğasının bütünsel bir parçası olduğuna göre, mantıksal ve doğal bir olgudur. Siyonist ideolojinin yaymaya çalıştığı da işte tam budur. Dahası, pek çok Siyonizm savunucusu anti-semitizmin Diaspora Yahudileri'nin parazit varlıklarına karşı ''doğal bir tepki'' olduğunu kanıtlamak için uğraşırlar. Yahudi kendi ülkesinde yaşamaktadır. O bir yabancıdır ve bu nedenle de elimine edilmelidir. 

Jacop Klatizkin, anti-semitizmin, musevi-olmayanların ulusal kimliklerinin meşru korunmasını simgelediğinden haklı ve doğru olduğunu söylemişti. Ardından da, Siyonistlerin Diaspora Yahudileri'nin sürülmesi çağrısı ile anti-semitizm arasında sıkı bir bağ olduğunu itiraf etmişti; ''Anti-semitizm'in yasallığını tanımazsanız, Siyonizm'in meşruiyetini de inkar etmiş olursunuz.''

Böylesi bir tutum halen Siyonist kimliğin derinliklerine kök salmıştır. Fransız Yahudi sosyologu George Friedman, kitabı, '' Yahudi Halkı'nın Sonu'nda, Avrupalı Eskenazi Yahudilerinin ''yurtdışındaki anti-semit olaylardan haberdar olduklarında çok rahatladıklarına'' işaret etmişti. Anti-semitizm, Siyonistleri ve anti-semitistleri birleştiren etkendi. Herzlz: ''Tüm anti-semitler, bizim sevgili dostlarımız ve anti-semit bir politika işleyen tüm ülkeler bağlaşıklarımızdır'' demekteydi. Anılarında, Siyonist kampanyaların haklı çıkartılması için, anti-semitlerin manipüle edilmesini istiyordu.

Herzl bu zeminde Çarlık döneminde Rus İçişleri Bakanı Von Bilivies'e o kötü şöhretli ziyaretini yaptı. Ardından da Rus Siyonist lideri Vladimir Jacotnski ile Beyaz Ordu'nun Yahudi ailehtarı tutumlarıyla tanınan bazı liderleri arasında bağlaşıklık kurdu. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi Dünya Siyonist Örgütü'yle Naziler arasında görüşmeler başlattı. Bu görüşmelerin doğrudan bir sonucu Yahudilerin Almanya'dan Filistin'e göç işlemlerini düzenleyen ve kolaylaştıran ve Alman malları üzerindeki Yahudi Ambargosuna son veren ''Hifrat'' antlaşmasının imzalanması oldu. Yukarıda değindiğim Siyonist tutum, Siyonistlerin gerçekleri görüş tarzıyla yakından bağlıdır. Bunun nedeni de, eğer Yahudiler'in sürgündeki yaşamı diğer dinsel ve etnik azınlıklarınki kadar normal olsaydı, bir ideoloji olarak Siyonizmin varoluş nedenini ytirerek silinip gideceği gerçeğidir. Bu nedenle Siyonistlerin, Yahudiler'in birlikte yaşadığı halklar içinde anti-semit duyguları besleyecek ve arttıracak bir ifsat kampanyasını yüklenmeleri gerekmekteydi. Siyonistlerin, Yahudilere karşı bu ahlaksız tutumları anti-siyonist Yahudi yazarı E. F. Stone'u Siyonizme saldrımaya yöneltti: ''Siyonizm esas olarak Yahudilerin mutsuzluğu üzerinde yaşamaktadır.'' Bir İsrailli Siyonist, eğer kendisine izin verilseydi, maskeli bir İsrailli haydutlar çetesini Diaspora'daki Yahudi tapınaklarına saldırtacağını ve anti-semit küfürlerle Yahudilerin siyonize edilmelerini hızlandıracak ve ülkelerini terkederek İsrail'e göç etmeye ikna edecek bir gerilim ve düşmanlık ortamı yaratacağını söylediğinde, Yahudiler karşısındaki tutumunu utanmazcasına sergiliyordu. 

Bu nedenle, tüm dünyadaki Yahudi örgütlerinin, ortaya çıktığı anda oy birliğiyke Siyonist harekatı mahkum etmeleri şaşırtıcı değildir. Britanya'daki Yahudi azınlığın Balfour Bildirgesi'nin yayınlanmasını önlemek için Britanya Hükümetine yaptığı baskılar Yahudilerin bu anti-siyonist konumlarına bir örnektir. Böylesi bir bildirgenin, Yahudi halkından sözetmekle, tüm dünyadaki Yahudileri doğdukları ülkede yaşama hakkından yoksun bırakarak onların başına dert açacağını düşünen Britanya Yahudileri, Britanya Hükümetine karşı açıkça saldırıya geçtiler ve onu anti-semit olmakla suçladılar. Ancak, Balfour bildirgesine yönelen bu muhalefet, anti-semit ve yahudi alehtarı olarak bilinen Britanya Başbakanı David Lloyd George ve bildirgeye adını veren Arthur James Balfour'u hemen hiç etkilemedi. Balfour'u, ''Yahudi Tehlikesi'' adını verdiği şeyin yönünü değiştirmek ve Yahudileri Batı Emperyalizmi elinde uysal araçlara dönüştürmek amacıyla Yahudilerin Doğu Avrupa'dan Filistin'e göçünü yönlendirmek için uğraşmaya iten de, anti-semitizm olmuştur.

Buna göre Siyonizm, Yahudilere karşı yöneltilmiş ırkçı bir harekettir ve Haham Morbarger, dilbilimci Naom Chomesky ve Prof. Israel Shahah'ı bu hareketi lanetlemeye yönelten de bu gerçektir. 

Pek çok Yahudinin direnciyle karşılaşmasına rağmen, Siyonizm Yahudilerin önemli bir bölümüne nüfuz ederek ideolojisini onlara dayatabilmiştir. Aynı zamanda genelde Araplar ve özelde Filistinliler Siyonist Irkçılıktan en fazla çeken halk olduğu için Arapların Siyonist faaliyetlere karşı direnişi kesintisiz sürmektedir. Diaspora Yahudileri rüşvetle ya da İsrail'e kısa bir ziyaret yaparak Siyonistlerle ilişkilerini düzeltebilmişlerdir. 

Ya Araplar? 

Araplarla Siyonistler arasındaki çelişki uzlaşmazdır. O, bir ölüm kalım mücadelesidir.

Kaynaklar ve Notlar

Dr. Abdul Vahap El-Mısıri, Iraq Today, No. 95 Vol. 4, Ağustos 16, 1979, ss. 18-20.

Not: Diaspora: Sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın her tarafına yayılması; İncil'de Kudüs'ün dışında bulunan Yahudi Hristiyanlar.

Yorum yaz