×
FRANSA

ANALİZ

Macron’un Savaş Açmazı!

Avrupa’ya liderlik etme arayışı, büyüyen silah endüstrisi ve Afrika-Latin Amerika hattında yaşanan jeopolitik rekabet arasında, Macron’un savaş ve Rusya ile ilgili yaklaşımı değişime uğramış görünüyor.
FRANSA CUMHURBAŞKANI Emmanuel Macron, Ukrayna'daki savaşta Paris'in daha agresif ve merkezî bir rol üstlenmesi gerektiğine dair görüşleriyle tüm dikkatleri üzerine çekti. Macron'un bu yeni tutumu, Ukrayna taraftarlarınca takdir edilse de genel olarak olumlu karşılanmadı.

Aslında Ukrayna'ya Batılı askerlerin gönderilmesi olasılığına ilişkin Macron'un yaptığı son değerlendirmeler, bazı NATO ülkeleri arasında tepkiye neden oldu. Rus İstihbarat Başkanı Sergey Naryshkin, Fransa'nın Ukrayna'ya 2.000 asker gönderme planı olduğunu "ifade edecek" kadar ileri gitti. Fakat Fransız Savunma Bakanlığı, bu açıklamaları "dezenformasyon" olarak nitelendirdi.

Macron, kararlı bir şekilde tutumunu yineledi: “Fransız askerlerinin Ukrayna'ya gönderilmesi gerekli olduğu takdirde göz ardı edilmemelidir.” Ayrıca Avrupalı liderlere de Ukrayna'nın "varoluş" savaşı karşısında etkisiz kalmama çağrısında bulundu. Ukrayna ile sınırlı kalmayan Macron, Ukrayna'nın komşusu Moldova için de "tereddütsüz desteği"ni yineledi.

Fransız siyasetçiler, Rusya'nın yürüttüğü savaşın Ukrayna topraklarından daha fazlasını ilgilendirdiğini idrak etmiş gibi. Fransız Parlamentosu, geçtiğimiz günlerde Ukrayna'yı desteklemek amacıyla -sembolik de olsa- bir güvenlik anlaşmasını kabul etti. Rus yanlısı tavırlarıyla tanınan muhalif siyasetçi Marine Le Pen dahi, Fransa'nın genel hissiyatını yansıtarak, parlamentodaki grubunun -Ukrayna'nın içerisinde bulunduğu kötü durumla dayanışmanın bir işareti olan- söz konusu anlaşmanın aleyhinde oy kullanmayacağını belirtti.
 
IOC, Rus sporculara yönelik kısıtlamalar getirdi. Buna karşılık Moskova, bu kararın âdeta "neo-Nazizm" anlamına geldiğini belirterek Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ni öfkeli bir şekilde eleştirdi.

Ne var ki Macron'un savaş yanlısı görüşleri, tüm Fransızları heyecanlandırmıyor. Odoxa'nın anketi, Fransız vatandaşlarının %68'inin, Macron'un Batılı askerlerin Ukrayna'ya konuşlandırılmasının gerekli olabileceği yönündeki ısrarının "hatalı" olduğuna inandığını gösterdi. İçerideki eleştirilere rağmen Macron, Batılı birliklerin Ukrayna'ya gönderilmesi konusunda ısrarcı.

Macron'un Rusya'ya yönelik şu anki sert söylemi, kendisinin Putin ile kişisel bağlar geliştirdiği daha önceki görüşlerine kıyasla önemli bir değişime işaret ediyor. Moskova ile angajman kurulmasına dair eski görüşü de buna bir örnek. Hatta o dönem, barışçı stratejisi sebebiyle eleştirilmesine rağmen Macron, bu stratejisinin kilit önem taşıdığını savunacak kadar ileri gitmişti: "Çatışmaların sona erdiği gün, diplomatik vasıtalarla bir çıkış yolu inşa edebilmemiz için Rusya'yı küçük duruma düşürecek adımlar atmamalıyız."

“Geç olsun, güç olmasın.” demişler. Artık Macron, "savaşı Rusya'nın kazanması hâlinde Fransız halkının hayatının değişeceğini" kabul ediyor ve ekliyor: "Böyle bir durumda, Avrupa'da güvende olmayacağız."

Macron'un değişimi, Paris'in Olaf Scholz liderliğindeki Berlin ile yıllardır süren Fransa'nın Avrupa'ya liderlik etme arayışına dayalı iktidar mücadelesi bağlamında değerlendirilebilir. Almanya, bu liderliği on yıllardır üstleniyor. Dolayısıyla Macron'un Avrupalıların "korkak" olamayacağı yönündeki söylemiyle doğrudan Scholz'u hedef aldığını dile getirenler de oldu. Özellikle bu söyleminde, geçmişte Ukrayna'ya bir askerî yardım yapılmasına şüpheyle yaklaşılmasına atıfta bulunması da buna bir örnek.

Macron'un bölgesel çatışmalar karşısında daha proaktif bir bakış açısı geliştirmesinin meşru sebepleri de var elbet: Fransa, şu anda dünyanın en büyük ikinci silah endüstrisine sahip ve bunu geliştirmeye devam ediyor. Ayrıca bu endüstri, Fransa'da 400.000 kişiye istihdam sağlıyor ve Rusya'yı geçerek ülkeyi en büyük ikinci silah üreticisi hâline getirdi. Fransa, Ukrayna'ya yönelik yapılacak Avrupa silah anlaşmalarında merkezî bir rol oynayacak. Zira bu anlaşmalar, Fransız tedarikçilerden yapılacak devasa satın almaları da kapsayacak.

Uluslararası alanda ise Rusya, -Rus özel servislerinin ya da Wagner'in Fransızca konuşan Afrika ülkelerine dâhil olduğu iddiasıyla- Fransa'nın yurt dışındaki etkisini azaltıyor. Ayrıca Latin Amerika'da Venezuela'nın komşusu Fransız Guyanası'nın topraklarını tehdit etmesi de Macron'u endişelendiriyor. Nitekim burası, Fransa'nın en büyük denizaşırı birimine komşu olan topraklar.

Macron'un ikinci ve dolayısıyla son görev süresi 2027'de noktalanacak. Şüphesiz, bu tarihe kadar mirasına sahip çıkacak Macron, tam bir kapalı kutuya dönüştü. Rövanşist bir Rusya karşısında Avrupa'ya liderlik etmek için bugün atacağı adımlar, Macron'un tarih kitaplarında nasıl bir lider olarak anılacağını etkileyecek.


Bu yazı, Kyiv Post’ta 30 Mart 2024 tarihinde “Macron’s Moment to Cement a Legacy” başlığıyla yayımlanmıştır. Çeviri yapılırken yazının belirli kısımlarında editoryal düzenleme yapılmıştır.